17 Kasım 2025 Pazartesi

İTO Kasım 2025 Meclis Toplantısı-Yılmaz Parlar

  

İTO Başkanı Avdagiç’ten Kur Geçişkenliği

2026 Ekonomi Vizyonu: “Denge Sinyalleri Güçleniyor

İstanbul Ticaret Odası (İTO) Başkanı Şekib Avdagiç, Kasım 2025 Meclis Toplantısı’nda yaptığı değerlendirmelerde, Türk lirasının değer kaybının fiyatlar üzerindeki etkisinin zayıfladığına yönelik TCMB tespitinin, ekonomi yönetiminin kararlı adımlarının bir sonucu olduğunu belirterek, “Bu durum kur-enflasyon ilişkisinde bozulan dengenin yeniden tesis edildiğine işaret ediyor” dedi.

TL’deki değer kaybının etkisinin sınırlanması, kur geçişkenliğinin düştüğünü gösteriyor

Avdagiç, Merkez Bankası’nın son dönemde öne çıkardığı “kurun enflasyon üzerindeki baskısının zayıfladığı” görüşünü önemsediklerini belirterek şunları söyledi:

“Bu tablo, döviz kuru ile enflasyon arasındaki uzun süredir bozulmuş korelasyonun yeniden rayına oturduğuna dair önemli bir işaret niteliğinde. 2026’ya adım atarken fiyat istikrarı açısından umut veren bir gelişme.”

Yeni ticaret düzeni Türkiye’ye stratejik fırsatlar sunuyor

Küresel ekonomide çok kutuplu ticaret yapısının belirginleştiğini vurgulayan Avdagiç, lojistik hatlardan enerji koridorlarına kadar geniş bir alanda Türkiye'nin avantaj yakaladığını söyledi:

“Türkiye, yeniden şekillenen tedarik zincirleri ve ticaret yollarında aktif bir güç haline geliyor. 2026’ya hazırlanırken bu tablo ülkemiz açısından stratejik fırsatlar yaratıyor.”

2026 enflasyon hedefi üçlü sağlam sütunun başarısıyla gerçekleşecek

İTO Başkanı, 2026 hedeflerine değinirken yüzde 16’lık enflasyon hedefinin üç temel unsurla mümkün olacağını dile getirdi:

TCMB’nin kararlı para politikası adımları

Maliye politikasının etkili katkısı

Özel sektörün rasyonel ve pozitif fiyatlama davranışı

Avdagiç, “Bu üç sacayağı uyum içinde çalıştığı takdirde hedefe ulaşılacaktır” dedi.

Hizmet enflasyonu hâlâ yüksek, ancak yavaşlama dikkat çekiyor

Eylül ve Ekim aylarında yaşanan enflasyon yavaşlamasının temel nedeninin kuraklık ve tarımsal don nedeniyle yükselen gıda maliyetleri olduğunu belirten Avdagiç, hizmet fiyatlarındaki artışın ise mal gruplarının altında kalarak olumlu bir sinyal verdiğini ifade etti.

Vergi ve harç artışının hedef enflasyona göre makul tutulması önemli bir adımdır

Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek’in, 2026 yılında vergi ve harç artışlarının yeniden değerleme oranı yerine hedef enflasyona yakın seviyede düzenleneceği mesajını değerli bulduklarını dile getiren Avdagiç, bu adımın özel sektöre de örnek oluşturacağını vurguladı.

Zayıf dış talebe rağmen ihracatta artış sürüyor

Avdagiç, ihracattaki toparlanmanın üç temel sebebi olduğunu belirtti:

Türk şirketlerinin dayanıklı ve esnek yapısı

Yeni pazar koşullarına hızlı uyum sağlayabilmesi

Özel sektörün güçlü motivasyonu ve hükümet destekleri

Cari açıkta son dönemdeki artışa rağmen, GSYH’ye oran açısından kırılganlığın belirgin şekilde azaldığını belirtti.

Şirketler için “5 Proaktif Strateji” Uyarısı

Avdagiç, yeni küresel ekonomik düzenin firmalardan daha öngörülü adımlar atmasını zorunlu kıldığını belirterek 5 başlık sıraladı:

Risk okuryazarlığı ve izleme sistemleri

Çeşitlendirme ve yerelleştirme stratejisi (nearshoring – friendshoring)

Dijital ve operasyonel dayanıklılık altyapısı oluşturma

Hızlı tepki, senaryo planlama ve adaptasyon kabiliyeti

Güçlü liderlik ve sürdürülebilir yatırım yaklaşımı

Bu dönem KOBİ’ler için aynı zamanda bir sıçrama imkânı Dengelenme sürecinde KOBİ’lere de mesaj veren Avdagiç, işletmelerin:

Nakit yönetimini disipline etmesi,

Maliyet kontrolünü sistematik hale getirmesi,

Dayanıklılığı artıracak finansal tedbirler alması,

Dijital dönüşüme yatırım yapması

gerektiğini vurguladı.

“Bu süreç doğru yönetilirse Türkiye yeni başarı hikâyelerine imza atabilir” diye konuştu.

yilmazparlar@yahoo.com

16 Kasım 2025 Pazar

Ümit Özdağ’dan Tarihî Uyarı-Yılmaz Parlar

 

Cumhuriyet’in Temelleri Pazarlık Masasında Yıpratılıyor

Eskişehir’de Çalınan Alarm, Halk Ekonomik Gerçekleri Ümit Özdağ’a Anlattı
Pazarda Mühendisten Doktoraya, Türkiye’nin Sessiz Feryadı

PKK Sürecine Sert Uyarı, Bu Millet Devletine Ortak İstenmesini Asla Kabul Etmez

Öcalan ‘Lozan bitti’ diyormuş. Kimsiniz siz? Ordumuz hangi savaşta mağlup oldu? Böyle bir cüreti nasıl veriyorsunuz?”

Eskişehir programı, Prof. Dr. Ümit Özdağ’ın siyasi tarzındaki üç temel niteliği yeniden ön plana çıkardı;

Saha Hakimiyeti ve Halkla Doğrudan İletişim

Pazarda esnafla yaptığı uzun konuşmalar, liderliğinin en güçlü tarafını, “halkın içinden siyaset”, net şekilde ortaya koydu.

Devlet Doktrinlerine Hakimiyet

Özdağ’ın konuşmalarında hem tarih hem güvenlik hem ekonomi arasındaki bağlantıları açıklama biçimi, akademik geçmişinin siyasetteki ağırlığını hissettirdi.

Kriz Dönemlerinde Net ve Kararlı Duruş

PKK süreci, ekonomi, sanayisizleşme…
Tüm başlıklarda ortaya koyduğu keskin fakat kışkırtıcı olmayan devletçi duruş, onu muhalefet sahnesinde “karar veren lider” konumuna taşıyor.

Dikduruşun Ve İradenin Karizmatik Lideri
Tutuklanma pahasına, terörle pazarlığa karşı en başından beri net ve kararlı duruş sergileyen Prof. Dr. Ümit Özdağ, Türk milletinin milli devlet aşkını ve bekasına olan bağlılığını temsil eden karizmatik bir lider olarak, muhalefetin suskunluğu karşısında milletin gerçek sözcüsü olmaya devam ediyor.

Eskişehir Gündemine Damga Vuran Ziyaret

Zafer Partisi Genel Başkanı Prof. Dr. Ümit Özdağ, partinin üst düzey kurmaylarıyla birlikte Eskişehir’e gerçekleştirdiği programda hem halkla hem de yerel yöneticilerle bir araya gelerek kentin nabzını tuttu. Ümit Özdağ’ın temasları, Eskişehir siyasetinde ve Türkiye gündeminde geniş yankı uyandırdı.

Büyükşehir Belediye Başkanı Ayşe Ünlüce, CHP Milletvekili Jale Nur Süllü ve İl Başkanı Talat Yalaz ile yapılan görüşmeler, şehirde farklı siyasi hatların buluştuğu önemli bir ziyaret olarak kayıtlara geçti.

Şehit Üsteğmen Emre Mercan’ın Cenazesine Katılım

Zafer Partisi Genel Başkanı Prof. Dr. Ümit Özdağ, Gürcistan’da düşen askeri kargo uçağında şehit olan 27 yaşındaki Hava Uçak Bakım Üsteğmen Emre Mercan için Eskişehir’de düzenlenen cenaze törenine katılarak şehidimizi son yolculuğuna uğurladı.

Tören boyunca Mercan ailesinin acısını paylaşan Özdağ, şehidimizin vatan uğruna can verdiğini vurgulayarak başsağlığı dileklerini iletti.

Özdağ, “Aziz şehidimize Allah’tan rahmet, kederli ailesine ve büyük Türk milletine sabır diliyorum.” ifadeleriyle milletçe yaşanan derin üzüntüyü dile getirdi.

Ekonomi Dosyası, Pazarlardan Yükselen Gerçekler

“Esnaf Kazanmıyor, Ayakta Kalmak İçin Borç Çeviriyor”

Eskişehir Merkez Çarşı, Hamamyolu ve Gökmeydan Pazarı’nda halkla birebir konuşan Özdağ, ekonomik krizin yansımasını doğrudan vatandaşın ağzından dinledi.

Bir pazarcının sözleri, yaşanan ekonomik buhranın özeti niteliğindeydi:
“Başkanım, kazanmıyoruz. Hamallığına kalıyor. Bir milyon borcu olmayan esnaf yok.”

Başka bir esnafın ifadesi ise durumu daha da çarpıcı hâle getirdi:
“Yirmi liraya mandalin satıyorum, alışım 22 lira. Satmazsam çürüyor.”

“Pazar Üniversiteli Dolu: Doktoralı Pazarcılar…”

Gökmeydan Pazarı’nın en çarpıcı yönü, tezgâh arkasındaki insanların profiliydi.
Doktora mezunları, mühendisler, öğretmenler…
Bir esnafın cümlesi, Türkiye’nin beyin gücü kaybını vurguladı:
“Bu pazarda 20 doktora mezunu, 10 öğretmen tezgâh açıyor.”

Özdağ’ın Ekonomiye Dair Eskişehir Mesajı

Özdağ, pazar ziyaretleri sonrası şu değerlendirmeyi yaptı:
“2025 halk için çok zor geçti. 2026’nın daha ağır olacağı görülüyor. İktidarın bu krizle mücadele için bir perspektifi yok. Zafer Ekonomisi bu çıkmazı aşmak için hazırdır.”

Özdağ’ın ekonomik değerlendirmeleri, mevcut tabloya dair net bir alarm niteliği taşıdı.

PKK Ve Devlet Politikaları , Çok Sert ve Kararlı Çıkış

Basın toplantısında Özdağ, hükümetin PKK ile yürüttüğü iddia edilen görüşmeler hakkında tarihî nitelikte uyarılar yaptı.

“Lozan’ın Bitmesi Ne Demektir?”

İmralı’dan sızdığı iddia edilen notlara değinerek şu soruyu sordu:
“Öcalan ‘Lozan bitti’ diyormuş. Kimsiniz siz? Ordumuz hangi savaşta mağlup oldu? Böyle bir cüreti nasıl veriyorsunuz?”

“TBMM’nin Teröristlerle Uzaktan Görüşmesi? Bu Millet Buna İzin Vermez”

 ‘Bu Süreç Türk Devletini Kırılma Noktasına Getirir’

Özdağ’ın en güçlü uyarısı;

“2026, Cumhuriyet’in en ağır kırılma yılı olabilir. Terör örgütüne devlet masasında yer açmak, Türkiye’yi tarihî bir tehlikeye sürükler.”

Özdağ, olası “uzaktan görüşme” formülüne karşı durarak şunları söyledi:
“Meclis milli mabettir. Türkiye’nin vekilleri bir terör elebaşıyla ne görüşecek? Bu 15 bin şehidimize yapılmış bir hakarettir.”

https://www.youtube.com/watch?v=9pN9MABJDWk

“YPG’yi SDG Yapmakla Gerçekler Değişmez”

Güvenlik politikalarına ilişkin sert değerlendirme:
“İsim değiştirerek terör örgütünü aklayamazsınız. YPG’ye SDG deseniz ne olur? Bu milletin aklıyla alay etmeyin.”

“PKK’nın Narkotik Gelirinin Meşrulaştırılması Teklifi Asla Kabul Edilemez”

Özdağ, uluslararası destekli uyuşturucu trafiğine vurgu yaparak:
“Terör örgütü kara parasını Türkiye’ye ortaklık gibi sunuyorsa bu pazarlığın geldiği vahim noktayı gösterir.” dedi.

Ümit Özdağ, “Cumhuriyetin Kırılmasına İzin Vermeyeceğiz”

Özdağ’ın kararlılığı, basın toplantısının en çarpıcı satırlarını oluşturdu:

“Türkiye’nin milli üniter yapısının sorgulanmasına, terör örgütü ile yeniden yapılanma projelerine, PKK’ya devlet masasında yer açılmasına izin vermeyeceğiz.”

Bu duruş, liderliğinin en dikkat çeken yönlerinden biri olarak değerlendiriliyor.

yilmazparlar@yahoo.com

9 Kasım 2025 Pazar

İletişimin Lokomotifi 5N1PR-Yılmaz Parlar

  Yenilik ve Sorumlulukla Büyüyor

İletişimde Bir Devrimin Adı 5n1pr

Yenilik, Sorumluluk Ve Başarı Üçgeninde Bir Marka Hikayesi

Kurucu Ortağı Kenan Kaffar, "En büyük motivasyonumuz sorumluluk duygusu. Bu bizi yeniliğe ve disiplinli çalışmaya itti" dedi.

NEDEN?
Günümüz iş dünyasında, markaların sadece kaliteli ürün sunması yetmiyor; doğru iletişim kurmaları, itibarlarını yönetmeleri ve algılarını stratejik olarak şekillendirmeleri gerekiyor. İşte bu zorlu görevi, yenilikçi iletişim modelleriyle markalara değer katan halkla ilişkiler ajansları üstleniyor.

NE?
2016 yılında gazeteci Kenan Kaffar ve Göksun Kuburlu'nun gazetecilik ve kurumsal iletişim tecrübeleriyle yola çıkarak kurduğu 5N1PR İletişim Danışmanlığı, iletişim sektöründe fark yaratan bir isim haline geldi. Ajans, halkla ilişkilerden dijital pazarlamaya, sosyal medya yönetiminden prodüksiyon hizmetlerine kadar iletişimin her alanında "tek elden" ve kapsamlı çözümler sunuyor.

NASIL?
Kurulduğu günden bu yana "boşluk doldurma" iddiasıyla değil, "sorumluluk bilinciyle" hareket ettiklerini vurgulayan Kenan Kaffar, bu anlayışın kendilerini yeniliğe açık, disiplinli ve savunduğu değerler konusunda kararlı kıldığını belirtiyor. Kaffar, "Yaptığımız işin tek bir doğrusu yok. Değişime direnmek yerine, tüm gelişmeleri takipedip maksimum düzeyde adapte olmayı önceliklendiriyoruz" diyerek ajansın temel felsefesini özetliyor.

NEREDE?
Hem yerel hem de küresel ölçekte hizmet veren 5N1PR, ihracatçı birliklerinden sivil toplum kuruluşlarına, finans kurumlarından gıda sektörüne, derneklerden sanayicilere kadar çok geniş bir yelpazede faaliyet gösteren kuruluşlara danışmanlık yapıyor. Bu çok sektörlü deneyim, danışmanlık verdikleri kurumlara daha geniş bir perspektifle yaklaşmalarını sağlıyor.

NE ZAMAN?
2016'da kurulan şirket, o günden bu yana sürekli yatırım ve gelişim odaklı yaklaşımıyla sektördeki yerini sağlamlaştırdı. Gelecekte ise aynı dinamiklere bağlı kalarak hizmet alanını genişletmeyi ve müşterileri için daha fazla değer üretmeyi hedefliyor.

KİM?
Kenan Kaffar, başarının arkasındaki en önemli gücün "ekip uyumu" olduğunun altını çiziyor. "Değişime ayak uydurabilen, güncel gelişmeleri takip eden ve fark yaratmak isteyen bir ekibimiz var" diyen Kaffar, uzun süredir sektörün içinde olmanın getirdiği deneyim ve ilişkilerin bu uyumu optimum düzeyde yakalamalarını sağladığını ifade ediyor.

5N1PR'ın Gelecek Vizyonu
Teknolojik ve dijital gelişmeleri yakından takip ederek, dünyadaki trendleri ve hassasiyetleri izleyerek yeni rotalar çizmeye devam edeceklerini söyleyen Kaffar, "Stratejik yaklaşımımızı genişleterek, sektörel anlamda hizmet alanımızı büyütmeye ve kurumlarımız için daha fazla değer üretmeye devam edeceğiz" açıklamasını yaparak geleceğe dair iddialı vizyonunu paylaştı.

yilmazparlar@yahoo.com

16 Ocak 2025 Perşembe

Uluslararası İstanbul Mobilya Fuarı (IIFF) 2025-Yılmaz Parlar

 Uluslararası İstanbul Mobilya Fuarı (IIFF) 2025

Türk Mobilya Sektörü IIFF 2025 Fuarı ile Global Arena Gücünü Gösteriyor

Türk Mobilya Sektörünün Yükselişi

Mobilya Dernekleri Federasyonları (MOSFED), 21-25 Ocak 2025 tarihleri ​​arasında TÜYAP Fuar ve Kongre Merkezi ile İstanbul Fuar Merkezi'nde eş zamanlı olarak düzenlenecek Uluslararası İstanbul Mobilya Fuarı (IIFF) için basın toplantısı düzenlendi.



15 Ocak 2025 Çarşamba günü Taksim Sofitel Hotel'de yapılan toplantıya MOSFED Yönetim Kurulu Başkanı Ahmet Güleç ve yönetim kurulu üyeleri katıldı. Ahmet Güleç, yaptığı kapsamlı konuşmada fuarın sektöre sunduğu fırsatları, 2025 hedeflerini ve Türk mobilya sektörünün küresel başarı öyküsünü basın mensuplarıyla paylaştı.



MOSFED Yönetim Kurulu Başkanı Ahmet Güleç “Türk mobilya sektörü son yıllarda büyük başarılar elde etti. Türkiye ekonomisine ciddi katkı sunuyoruz. hacmimiz kırk milyar doları aştı."açıklamalarda bulundu.

Güleç, Türkiye'nin mobilya sektöründeki varlığının sadece oturma gruplarında olmadığını, tüm yaşam kalitesine hitap eden geniş bir üretim aralığına sahip olduğunu vurguladı. Ayrıca, "Bu başarı tesadüf değil; Güçlü bir iş birliği içinde hareket ediyoruz ve Türkiye'nin en büyük şehri İstanbul'da 15 dernek olarak birlikte hareket ediyoruz" dedi.



IIFF, 2025 yılında 100'den fazla yerli ve yabancı katılabileceği yer alabileceği bir platform olacak.

Fuar, hem yerli hem de uluslararası iş insanları için yeni iş fırsatları sunacak.

Sektör, ihracat açısından çift rakamlı büyümeyi hedefliyor.

Türk Mobilyasının Küresel Başarısı

Güleç, Türkiye’nin mobilya sektöründeki işleyişini şu şekilde ifade etti:

Küresel Pazar Payı Artışı, Son on yılda Türkiye'nin mobilya ihracatındaki payının binde 3'ten %2,1 çıktığını belirtti.



İhracatta Yüksek Performans, 213 ülkede ihracat yapan büyümenin yıllık 4 milyarlık dış ticaret bolluğunu önerdiğini ve 40 milyarlık toplam ticaret hacmini aştığını vurguladı.

Yerel ve Küresel İş Birliği, Türkiye'nin mobilya üretimi İtalya, Çin ve ABD gibi ülkelerle rekabet ederek tüm yaşam alanlarını kapsayan geniş bir ürün yelpazesi genişletildi.

IIFF 2025, Küresel Ticaretin Merkezi

MOSFED'in Eylül ayında gerçekleşecek IIFF 2025, mobilya sektörünün potansiyelini uluslararası arenada daha iyi tedavi taşıma hedefiyle düzenleniyor:

Katılımcı ve Alan Büyüklüğü, 1.000 firma ve 3.000 marka, 250.000 metrekarelik alanda sergileyecek.

Küresel İlgi, ABD, Almanya, İngiltere, İtalya ve Çin gibi türlerin gelen fuarların uluslararası düzeydeki kapsamı artırılıyor.

Dijitalleşme ve Teknoloji Kullanımı, Fuarda, altyapı dijital altyapı sayesinde standları ve ürünleri online olarak da inceleyebilecektir.



Sektörün GeleceğiAkıllı ve Sürdürülebilir Mobilyalar

Güleç, Türk mobilya sektörünün teknolojiye dayalı ve sürdürülebilir üretim anlayışını benimsediğini ifade etti.

Akıllı Mobilya Çözümleri, Yeni nesil tasarım, estetik ve birleştiriyor.

Geri Dönüşüm Odakli Üretim, Çevre dostu üretim teknikleriyle yanıt veriliyor.

Marka Gücü, Türk mobilya markalarının dünyanın dört bir yanında hızla büyüyen mağazaları, Türkiye'yi mobilya üretim ve tasarımında bir merkez haline getiriyor.



Türk Mobilya Sektörünün Misyonu

Ahmet Güleç, "Başarı ancak birlikte başarılı olmak mümkün olur. Sektörümüz; üretici, tedarikçi ve girişimcilerden oluşan güçlü bir iş birliği ile bu başarıya ulaştı" dedi. Güleç, ayrıca Türk mobilya sektörünün küresel platformlarda tanıtımını artırmak için tüm katılımcıların payının önemli olduğunu belirtti.

Bu fuarda, Türk küresel mobilya sektörünün pazardaki ömrü ve yeni iş olanakları yaratmak adına önemli bir adım olarak görülüyor.


yılmazparlar@yahoo.com

2 Kasım 2024 Cumartesi

Beyaz Altına Yolculuk-Sevda Aydın’ın Organik Pamuk Seferberliği-Yılmaz Parlar

  

Beyaz Altına Yolculuk

Sevda Aydın’ın Organik Pamuk Seferberliği

Pamuktan Mağazaya, Türkiye’de Pamuk Üretimini Canlandırma Hareketi

İlk Adımlar, Tarımsal Kalkınma İçin Organik Pamuk Projesi

 Hazır giyim sektöründe Türkiye’nin pamuk ihtiyacı, sektörün “beyaz altın” olarak adlandırdığı pamuk üretiminde bölgesel kalkınmaya katkıda bulunacak çözümler arıyor. AYTIM Şirketler Grubu Yönetim Kurulu Başkanı ve Sevda Aydın Vakfı (SAV) Başkanı Sevda Aydın, bu ihtiyaca güçlü bir cevap veriyor. Ege Bölgesi'nde başlattıkları organik pamuk üretimi projesi ile çiftçileri doğrudan tekstil imalatçılarıyla buluşturuyor.


 



Pamukta Dışa Bağımlılıktan Kurtulmak

Son yıllarda, Türkiye pamuk ithalatında dünya sıralamasında beşinci konumda yer alıyor. Dış ticaret politikaları, sulama zorlukları ve kırsal göç gibi faktörlerle istenilen düzeye ulaşamayan pamuk üretimi, çözüm arayan sanayicileri harekete geçirdi. Sevda Aydın, bu sorunların farkında olarak pamuk ekim alanlarının artırılması için etkili adımlar atılması gerektiğini belirtti. SAV ve AYTIM Grubu’nun ortaklaşa geliştirdiği projeler sayesinde, pamuk üretiminde daha sürdürülebilir, çevresel ve sosyal açıdan duyarlı bir model sunuluyor.



Organik Pamuk Üretiminde Şeffaflık ve İzlenebilirlik

SAV ve AYTIM Şirketler Grubu, organik pamuk üretimini sadece ekolojik ve sosyal bir kazanım olarak değil, aynı zamanda kurumsal şeffaflık ve hesap verilebilirlik ilkelerine dayalı bir kalkınma modeli olarak ele alıyor. Üretimden nihai ürüne kadar tüm aşamaların izlenebilir şekilde yürütüldüğü bu çalışma, sektörün uluslararası pazar beklentilerine de uyum sağlamasına olanak tanıyor.



Organik Pamuk: Gelecek Nesiller İçin Bir Yatırım

Sevda Aydın, projeyi “sadece bugünün değil, yarının Türkiye’sine yatırım” olarak tanımlıyor. Aydın, organik pamuk yetiştiriciliğinin yalnızca çevresel duyarlılığı değil, aynı zamanda yerli üretimin gücünü de artıracağını belirterek pamuk üreticilerini desteklemeye devam edeceklerini vurguladı. Aydın’ın önderliğindeki bu adımlar, diğer pamuk yetiştirme bölgelerine yaygınlaştırılması ve kamusal destekle güçlendirilmesi bekleniyor.



Sosyal ve Ekonomik Katkı: Hem Üreticiye Hem Ekonomiye Fayda

Pamuk üreticisini desteklemeye yönelik çalışmalar, üreticilerin ekonomik bağımsızlığını kazanmasını sağlarken, aynı zamanda ulusal ekonomi için büyük bir fırsat sunuyor. Aydın, bu projelerin ulusal pamuk üretiminde kalite ve miktar artışına yol açacağını, hazır giyim sektöründe ise ihracat gelirlerini ve istihdamı destekleyeceğini ifade etti. Bu sürdürülebilir modelin ülkemizin pamuk ithalat bağımlılığını azaltarak, döviz gelirlerini artıracağına ve istihdama katkı sağlayacağına olan inançla çalışmalarını sürdürüyorlar.

yilmazparlar@yahoo.com

18 Ağustos 2024 Pazar

Opel’in İsmi 50 Yıldır Güvenlikle Birlikte Anılıyor-Yılmaz Parlar

 

Opel’in İsmi 50 Yıldır Güvenlikle Birlikte Anılıyor!

 

Otomotiv sektörünün sevilen markalarından Opel, cesur ve yalın tasarımlarının yanında üst düzey güvenlik konusundaki kararlılığı ile de biliniyor. Opel, OSV 40 Güvenlik Aracı ile de bu geleneğini ortaya koyuyor. İsmini 40 millik çarpışma testlerinden alan ve Kadett C modelini temel alarak tasarlanan bir güvenlik aracı olan OSV 40, saatte 65 kilometre sürate (40 mil/saat) kadar çarpışma testlerinde üstün performans göstermişti. Teste tabi tutulan araçların ağırlığının 1.000 kilogramın altında kalması koşulundan yola çıkan Opel mühendisleri, ek güvenlik ekipmanlarına rağmen OSV 40’ı 960 kilogram gibi düşük bir ağırlıkta tutmayı başarmışlardı. Böylece Opel, o yıllarda bile kompakt araçlarda da yüksek güvenliğin mümkün olduğunu göstermişti.

 


Opel’in Corsa ve Astra'dan yeni Grandland'e kadar uzanan geniş yelpazedeki modelleri, elektrikli versiyonlara ve günlük kullanım için gelişmiş özelliklere sahip. Opel'in hem binek hem de hafif ticari araçları son teknolojiyle donatılmış çok sayıda aktif ve pasif güvenlik sistemiyle her koşulda konforlu bir yolculuk sunacak şekilde tasarlanıyor. Opel'de güvenlik, her araç sınıfında bir gelenek olmayı sürdürüyor. Alman marka, Avrupa’daki en son düzenlemelerin yanı sıra 50 yıl öncesinde de olduğu gibi, her daim zamanın ve yasal gerekliliklerin önünde olmaya  devam ediyor. Opel, emniyet kemerlerinin zorunlu hale gelmesinden üç yıl önce, yani 1973'ten bu yana tüm modellerini standart olarak emniyet kemerleriyle donatmayı sürdürüyor. Opel, 1974 yılında Kadett C modelinden yola çıkarak geliştirdiği OSV 40 ile güvenlikte vizyoner bir yaklaşım sergilemişti. Araç, 65 km/s hızla yapılan önden çarpışma testlerinde başarılı olmuş ve gelecekteki güvenlik teknolojileri için önemli bir yol haritası belirlemişti. Bu deneysel araç, o yıllarda bile kompakt sınıfta optimum güvenliğin sağlanabileceğini kanıtlamasıyla öne çıkmıştı.

 

Sadece 960 kilogram ağırlığında

 

Rüsselsheim merkezli Opel, günümüzden 50 yıl önce İngiltere'nin Londra şehrinde düzenlenen Uluslararası Gelişmiş Araç Güvenliği Teknik Konferansı’nda güvenli bir kompakt otomobil fikrini ortaya attı. Mühendisler ise bir yıl önce tanıtılan Kadett C modelini temel alarak güvenlik konusundaki vizyonlarını daha da geliştirdiler. Böylece Opel Güvenlik Aracı anlamına gelen OSV (Opel Safety Vehicle) ve saatte 40 mil (yaklaşık 65 km/saat) önden çarpma hızını temsil eden OSV 40 ortaya çıktı. Belirlenen hız koşullarında ek güvenlik ekipmanlarına rağmen teste tabi tutulan aracın ağırlığının 1.000 kilogramın altında kalması gerekiyordu. Opel mühendisleri, nihai ağırlığı 960 kilogram olan deneysel araçla, o zaman bile optimum pasif güvenliğin yalnızca büyük ve ağır araçlarda değil, aynı zamanda kompakt araçlarda da ulaşılabilir olduğunu gösterdi.

 

OSV 40, sonraki çarpışma testleri sırasında tüm hedeflere ulaştı: Dört kapının tamamı, saatte 65 km hızla sert bir engele önden çarpmasına rağmen herhangi bir alet yardımı olmaksızın açılabildi. Otomobilin ön kısmı çarpma enerjisini o kadar başarılı bir şekilde sönümledi ki 50 cm kadar sıkıştı. OSV 40, 50 km/s hızla bir sütunla önden çarpışma, arkadan çarpma, bir direkle yandan çarpışma ve 48 km/s hızla devrilme testi sırasında da aynı derecede etkileyici oldu.

 


Poliüretan köpüklü tamponlarla darbelere karşı tam koruma

 

Mühendisler, bu örnek teşkil eden sonuçlara ulaşmak adına çeşitli fikirler geliştirdiler. Kadett C, şok emici güvenlik direksiyonu, ön ve arkadaki çökme bölgeleri ve yolcu bölmesindeki güvenlik hücresi gibi özelliklerle bunun için ideal bir temel oluşturdu.

 

Modern sac metal tamponlarla karşılaştırıldığında, OSV 40'ın hacimli tamponları özellikle dikkat çekiciydi. OSV 40 tamponları, güvenliği artırmak için emici özellik sağlayan poliüretan köpükle dolduruldu. Aracın ön tarafında, saatte 8 km’nin üzerindeki çarpma hızlarında kontrollü bir şekilde kırılan, köpük dolgulu ek unsurlar kullanıldı. Köpük yapı, bu hızın altındaki önden darbelerin yalnızca küçük bir deformasyonla sonuçlanmasını sağlayacak seviyede enerjiyi sönümledi; böylece "kendi kendini onaran" tamponun öncüsü tasarlanmış oldu. Mühendisler ayrıca, yandan darbelere karşı daha fazla güvenlik alanları oluşturmak adına eşik ve kapı boşluklarını poliüretan köpükle doldurdu. Diğer taraftan güçlendirilmiş tavan kirişleri ve tavana monte edilmiş ön koltuk sırtlıkları yolcu bölümünün dengesini artırdı (koltuklar hala ayarlanabilir durumdaydı). Ayrıca, gövde sertliğini artırma hedefi de göz önünde bulundurularak lamine camdan yapılmış ön cam, doğrudan gövdeye yapıştırıldı.

 


Güvenlikte yeni bir vizyonu temsil ediyor

 

Opel’in mühendislerinin geliştirdiği OSV 40 Güvenlik Aracı’nın içinde, bir kaza durumunda yolcuların temas edebileceği tüm yüzeyler iki santimetrelik bir poliüretan köpük tabakasıyla yastık oluşturacak şeklinde desteklendi. Direksiyon ise alt direksiyon kolonunda konumlandırılan ek bir katlanabilir unsurla donatıldı.

 

OSV 40'ın kokpitinde de güvenlik ilk sırada yer aldı. Hella tarafından üretilen merkezi uyarı sistemi 11 fonksiyonu kontrol ediyor ve lambalarının yanmasıyla ilgili uyarla olası hataları gösteriyordu. Bununla birlikte arka camın arkasındaki dört ek ışık, acil frenleme sinyali veriyor ve aynı zamanda dörtlü flaşör olarak işlev görüyordu. Bu ışıklar, aracın arkasında seyreden, yoldaki diğer sürücüler tarafından kolayca görülebiliyordu. Ayrıca karşıdan gelen araçlardaki sürücülerin göz kamaşmasını önlemek adına geliştirilen far uzaklığı ayarlı yenilikçi farlar, bu modelde kullanıldı. Bu sistem, Opel'in günümüzdeki uyarlanabilir Intelli-Lux LED® aydınlatma teknolojisinin öncüsü oldu. Diğer taraftan, ikiye bölünmüş dikiz aynası, kör noktayı en aza indiren alt kısmı sayesinde mükemmel bir görüş sağladı.

 

Arka bölmeye kesintisiz bir bölüm oluşturmak için ön koltuklar genişletildi. Özellikle omuz bölgesindeki yan destekler, yandan çarpma durumunda sürücü ve yolcunun birbirleriyle çarpışmasını önledi. Ön koltukların minimalist başlıkları ise sürücünün arka görüşünü sağlamasına iyi bir şekilde yardımcı oldu. Buna ek olarak arkadaki yolcular için panjur tipi koltuk başlığı sistemi geliştirildi. Böylece sürücünün arka görüş mesafesi engellenmemiş oldu. Opel’in Güvenlik Aracı olan OSV 40'ın dört koltuğunun tamamında üç noktalı emniyet kemeri bulunuyordu. Hatta ön koltuklarda otomatik emniyet kemeri gerdirme sistemi dahi mevcuttu.

 

Modern araç güvenliğinin öncüsü

 

OSV 40'ın etkisi son derece büyüktü; aracın geliştirilmesinden ve test edilmesinden elde edilen bulgular kısa sürede doğrudan yeni modellerin üretimine dahil edildi. Aynı zamanda, deneysel araç insanların yavaşça değişen bilincine katkıda bulundu. O zamana kadar, araç güvenliği ve kaza önleme gibi konular insanların aklına pek gelmiyordu ancak bugün otomobil kullanıcıları, satın alacakları modeli seçerken pasif ve aktif güvenlik sistemlerini giderek daha fazla dikkate alıyor. OSV 40, 1970'lerin ortalarından itibaren, özellikle kompakt sınıfta, modern araç güvenliğinin öncüsü haline geldi.

 

Opel, yeni nesil Astra modeli ile ileri teknoloji ürünü olan yardımcı sistemlere verdiği önemin de altını çiziyor. Kompakt sınıfın en çok satan modellerinin kapsamlı standart donanımları ise günümüzde şunları içeriyor:

 

·         Kamera Bazlı Aktif Acil Frenleme Sistemi

·         Şerit Koruma Özellikli Aktif Şerit Takip Sistemi

·         Trafik İşareti Tespit Sistemi

·         Sürücü Yorgunluk Tespit Sistemi

·         Hız Adaptasyon Sistemi ve Hız Sabitleyici

·         Ön ve Arka Park Sensörleri

·         Donanım seviyesine bağlı olarak Gelişmiş Trafik İşareti Tespit Sistemi, dur-kalk fonksiyonlu Adaptif Hız Sabitleyici,  Radar Bazlı Gelişmiş Aktif Acil Frenleme Sistemive IntelliVision 360o Çevre Görüş Kamerası.

 

Buna ek olarak, Intelli-Drive sürüş destek sistemleri başlığı altında, yukarıda bahsedilen birçok yardımcının yanı sıra Arka Çapraz Trafik Uyarısı, Gelişmiş Kör Nokta Uyarı Sistemi ve Şerit Ortalama Özellikli Aktif Şerit Takip Sistemilerini de içeriyor. Karakteristik Opel Vizör marka yüzü, toplam 168 bağımsız LED hücreye ve 10 farklı aydınlatma moduna sahip adaptif Intelli-Lux LED® Pixel farları da içeriyor. Sürücünün gözlerini ve dikkatini yolda tutması için birçok bilgi, Intelli-HUD Sanal Gösterge Paneli ile rahatlıkla görüntülenebiliyor.

 

 

Opel hakkında

Avrupa’nın en büyük otomobil üreticilerinden biri olan Opel, kapsamlı elektrikliye geçiş hamlesiyle CO2 emisyonlarının azaltılmasında öncü bir rol üstleniyor. Şirket 1862 yılında Almanya’nın Rüsselsheim kentinde Adam Opel tarafından kuruldu ve 1899 yılında otomobil üretimine başladı. Opel, Ocak 2021’de Groupe PSA ve FCA Group arasındaki birleşmeyle yeni sürdürülebilir ulaşım döneminin küresel lideri olarak kurulan Stellantis NV’nin bir parçası. Şirket, İngiliz kardeş marka Vauxhall ile birlikte dünya genelinde 60’ın üzerinde ülkede temsil ediliyor. Opel, sürdürülebilir bir başarı tesis etmek üzere müşterilerin gelecekteki ulaşım taleplerinin karşılanmasını sağlamak için elektrikliye geçiş stratejisini uyguluyor. 2024 yılına kadar, her bir Opel modelinin bir elektrikli versiyonu satışa sunulacak. Bu strateji, Opel’in sürdürülebilir kârlı, küresel ve elektrikli bir gelecek oluşturmak için uyguladığı PACE planının bir parçası.

 

yilmazparlar@yahoo.com


 kaynak

2 Aralık 2023 Cumartesi

En Etkili Tedarikciler Kimler-Yılmaz Parlar

  En Etkili Tedarikciler Kimler


Lojistik sektöründe faaliyet gösteren profesyonellerin bir araya geldiği, üyelerine bir dizi değerli avantaj sunarak sektöre katkı sağlıyan ve Networking platformu sunarak sektör içinde etkileşimi artıran LODER Lojistik Derneği ile Lojistik süreçlerde gerçekleşen taşıma işlemleri, Lojistikte kullanılan otomatik depolama sistemleri ve robotik teknolojiler depo operasyonlarını vs..kısaca lojistik ağlarını daha verimli hale getirme konusunda yardımcı olabilecek yazılımlar sunan Slimstock ortaklığı ile bu yıl 9. kez düzenlenen " 2023 yılı Türkiye’nin En Etkili Tedarik Zinciri Profesyonelleri yarışması” sonrasında en iyiler taçlandırıldı.



LODER Yönetim Kurulu Başkanı Prof. Dr. Gülçin Büyüközkan ve Slimstock Türkiye Ülke Müdürü Songül Sezer açılış konuşmaları gerçekleştirdi. Proje Sunumları Moderatörlüğünü LODER Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Prof. Dr. Mehmet Tanyaş üstlendi. MBA dan Eğitmen-Yazar Kürşat Tuncel Liderlik hakkında konferans verdi. 



Türkiye'nin En Etkili Tedarik Zinciri Profesyonelleri ödüllerinin bu yılki kazananları arasında, çeşitli sektörlerden başarılı isimler yer alıyor. Ödül kazanan projeler arasında McDonald's, Çimsa, Kimberly Clark ve Yazaki Otomotiv öne çıkıyor. Yılın Projesi ödülü ise Yazaki Otomotiv'in "Yazaki Türkiye Lojistik Hub" projesine verildi.

Jüri Heyetinde; LODER Yönetim Kurulu Başkanı Prof. Dr. Gülçin Büyüközkan, LODER Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Prof. Dr. Mehmet Tanyaş, INSEAD Üniversitesi Tedarik Zinciri Yönetimi Programı Akademik Direktörü Prof. Dr. Enver Yücesan, Türk Hava Yolları CCO’su Turhan Özen ve Eğitmen Yazar Kürşat Tuncel yer aldı.



2023 Yılı Türkiye’nin En Etkili Tedarik Zinciri Profesyonelleri

Jürinin belirlediği bu yılki “Türkiye’nin En Etkili Tedarik Zinciri Profesyonelleri” listesi alfabetik sıralama ile açıklandı. Ödül alan şirket ve temsilcileri; 

Ali Akçay (Eve Mağazacılık-Tedarik Zinciri Müdürü), Murat Aktaş (Menderes Tekstil-Tedarik Zinciri Direktörü), Mehmet Ali Aslan (Şölen Çikolata-Tedarik Zinciri Direktörü), Adem Aydin (Hyundai Assan-Tedarik Zinciri Müdürü), Berkay Bozkuş (Gensenta-Tedarik Zinciri Direktörü), Deniz Murat Çorabatir (Totalenergies-Operasyon Ve Lojistik Direktörü), İhsan Ömür Demir (Lazzoni-Tedarik Zinciri Direktörü), Barış Devrimsel(Dowaksa-Tedarik Zinciri Direktörü), Mert Erdoğ (Betek Boya-Tedarik Zincirinden Sorumlu Genel Müdür Yardımcısı), Sertaç Hamza (Mcdonald's- Tedarik Zinciri Direktörü), Erdal İmre (Esan Eczacıbaşı- Kıdemli Tedarik Zinciri Müdürü), Fatma Irk Dursun (Kraft Heinz-Tedarik Zinciri Direktörü), Bülent Karakoyunlu (Fasdat Gıda- Lojistik Müdürü), Ayşegül Katar (Panço-Tedarik Zinciri Direktörü), Bahadır Kepenek (Çimsa- Tedarik Zincirinden Sorumlu Genel Müdür Yardımcısı), Cüneyt Kozluca (Kimberly Clark- Kıdemli Tedarik Zinciri Ve Lojistik Operasyonları Müdürü), Özlem Sinem Numanoğlu (Bmc Savunma- Tedarik Zinciri Direktörü), Hasan Türkay (Continental Confectionery Company- Tedarik Zinciri Direktörü), Ogün Üstün (Yazaki Otomotiv- Türkiye Lojistik Merkezi Müdürü), Cem Sonat Yüksel (Vodafone- Tedarik Zinciri Direktörü)



Proje ödülleri de sahiplerini buldu

“Türkiye’nin En Etkili Tedarik Zinciri Profesyonelleri” Listesinde Yer Alan Adaylar Projeleriyle “En Sürdürülebilir”, “En Teknolojik”, “En Yenilikçi” Ve “En Etkin / Etkili” Kategorilerinde Yarıştılar.  “En Sürdürülebilir” Proje Dalında Ödülü Mcdonald's Tedarik Zinciri Direktörü, Sertaç Hamza Kazandı. “En Teknolojik” Proje Ödülü Çimsa Tedarik Zincirinden Sorumlu Genel Müdür Yardımcısı, Bahadır Kepenek’in, “En Yenilikçi” Proje Ödülü Kimberly Clark Kıdemli Tedarik Zinciri Ve Lojistik Operasyonları Müdürü, Cüneyt Kozluca’nın Oldu. “En Etkin / Etkili” Proje Ödülünü Ise Yazaki Otomotiv Türkiye Lojistik Merkezi Müdürü, Ogün Üstün Kazandı.



Yılın Projesi’’ ödülü Yazaki Otomotiv’in oldu

Yılın Projesi, katılımcıların oylarıyla belirlendi. Yılın Proje ödülü “Yazaki Türkiye Lojistik Hub’’ projesi ile Yazaki Otomotiv Türkiye Lojistik Merkezi Müdürü Ogün Üstün’ün oldu.

Ödüller sahiplerine, LODER Yönetim Kurulu Başkanı Prof. Dr. Gülçin Büyüközkan, Slimstock Türkiye Ülke Müdürü Songül Sezer ve LODER Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Prof. Dr. Mehmet Tanyaş tarafından verildi. 

Slimstock, Tedarik Zincirleri için çözümler sunan bir platform olarak, dünya genelinde 22 ülkede 450'den fazla profesyonelle çalışarak, müşterilerin bulunurluklarını artırmalarına, maliyetleri düşürmelerine ve riski azaltmalarına yardımcı oluyor. 

LODER, 2001'de kurulmuş bir dernek olup, lojistik sektöründe yer alan profesyonelleri bir araya getirerek sektörel gelişimi amaçlamaktadır. Dernek, 750'den fazla aktif üyeye sahiptir ve lojistik hizmet alanındaki şirket profesyonelleri, akademisyenler, bilişimciler ve silahlı kuvvetler mensupları gibi çeşitli sektör temsilcilerini içermektedir.

yilmazparlar@yahoo.com